![]() |
| Kontrol Etme Meselesi |
Kontrol etme çabası, beni yaralayan bir noktada duruyor.
Burada bahsettiğim kontrol, başkalarının hayatını yönetme isteğinden değildi elbette. İlişkileri kaybetmemek için kendimi fazla sorumlu hissetmemden doğuyordu. Hep daha fazla teklif, kişinin hayatını daha fazla düşünmek; sevilmek için yapılması gereken şey gibi konumlandırıyordum.
Yeni yeni fark ediyorum belki biraz da sevilmemek gerek. Biz sadece duralım ve sevilelim. Bunu fark etmek, bu davranışın son bulacağının bir işareti… İnanıyorum.
Aynı Yerden Görülmemek
Zamanla sorumluluk alma halimin karşı tarafta aynı yere düşmediğini gördüm. hayatıma giren herkes tarafından aynı yerden okunmadı. Ben yük almaya çalışırken, karşı tarafta bambaşka duygular ortaya çıkabiliyordu.
Bir arkadaşım, beni “yöneten”, “insanları kontrol eden” biri olarak gördüğünü söyledi. Bunu söylerken kullandığı kelimeler ve anlam canımı acıttı. Çünkü benim için bu hâl, yönetmekten çok yük almaktı. Kimseyi kendi istediğim yere çekmeye çalışmıyordum. Bir şeyler kırılmasın, ilişkiler zarar görmesin, herkes daha az yorulsun istiyordum. Keskin bir şekilde, tanımlanmak beni rahatsız etti.
Bugün hâlâ şunu ayırt etmeye çalışıyorum:
Biri beni bu kadar sert eleştirdiyse haklı olabilir mi?
Bu kadar keskin tanımın içinde kendimi göremedim, içimden "bu ben değilim" dedim. Cümlenin yarattığı rahatsızlık ise benimle geldi. Karşı tarafın bu yorumuna kırılmak dışında bir de kendime bakmak istedim.
Benim kontrolüm; düzeni korumaya çalışan, kaygılı bir çaba mıydı, yoksa karşımdakinin sınırlarını ihlal eden bir hâl mi? Yaptığım şey gerçekten kontrol etmek miydi, yoksa yardımcı olmak mı? Çünkü fazla sorumluluk almak, kontrol ediyormuşum gibi bir iz de bırakabilir.
Bunu yaparken, karşımdaki için alan açmak yerine bazen alanına mı giriyordum?
Şunu biliyorum:
Beni bu şekilde tanımlanmak inciticiydi. Ve bu incinmenin içinde haklı bir kırgınlık vardı. Ama aynı zamanda, bu sözlerin bana bıraktığı bir iz de oldu. Kendi niyetimle, başkasının hissettiği şeyin her zaman aynı olmadığını gördüm.
Kontrol ve duygusal emek arasında bir fark vardı. Durduğum nokta ise belliydi.
Herkesin kendi çokluğu ve deneyimleriyle var olmasını öğrenmeye çalışıyorum. En çok kendim için.
Duramamak
Önceki yazıda kontrol etmek ve sorumluluk almak üzerinde durmuştum. Değindiğim gibi kontrol ettiğim şey aslında düzen değil; sevilme ve kabul edilme ihtiyacıydı. Bazen fark etmek yetmiyor insan yine de duramıyor.
Bu yazı, tam da o duramama halinin içinden yazıldı. İnançlı bir ailede büyüdüm. Allah’a inanan ve onun yanımızda olduğunu hisseden bir evde.
Tatil kasabası çocuğu olmak benim için, her yaz arkadaşlarını yanına çağırmak “bir şeyler yapalım” demekti. Yine o yaz, iki kadın arkadaşım yanıma gelmişti. Sabah deniz, kum; akşam ise eğlence…
Ailem evde yoktu. Yaz akşamlarının vazgeçilmezi alkol tabii. Ama sabah erkenden annemler gelecekti. Sarhoş eve dönmüşüz ve ben uyumuşum. Birkaç saat sonra kalkıp mutfağı toparlamışım; bulaşıkları makinadan çıkarıp kirlileri yerleştirmişim, hatta çamaşır makinesinde siyah-beyaz hatta renkli ayrımı yapıp çamaşırları asacak kadar durmuşum.
Sanırım makine ve ben hızlı programdaydık.
Sonrasında tekrar yatmışım. Sabah uyandığımda arkadaşıma çok teşekkür ediyorum; “her şeyi yapmışsın, ellerine sağlık” diyerek minnettarlığımı söylüyorum. Bana şaşkınlıkla bakıyor. Dün geceyi anlatmaya başlıyor. Bunların hepsini benim yaptığımı bekleme sürelerinde balkonda sohbet ettiğimizi, konuştuğumuz şeylerden bahsediyor. O an söylediklerini tuhaf ve komik bulmuştum. Biraz da kendimle biraz gurur duymuştum. Kimseye yük olmamıştım; ev dağılmamıştı.
Annem, sabah geldiğinde her şey yerli yerinde olacaktı. Geceye dair hatırladığım tek şey: Her şeyin yolunda kalmış olması.
Ama bugün durmayı öğrenmeye çalışırken, o geceye başka bir yerden bakıyorum. Ben uyuduğumu sanarken hâlâ çalışıyordum. Bedenim sarhoştu belki ama zihnim işi bırakmamıştı. Meğer ben o gece dinlenmemiştim hatırlamıyor olsam da sadece duramamıştım.
Bırakmak
Kimseyi kırmamak, yük olmamak için yapılması gerekenleri yapıyordum ama bunu düşünerek değil biri istediği için değil otomatikleştiğim için yapıyordum. Otomat-laşan beynim ile ben inzivaya çekilip durmak üzerine, gelişmeliyiz.
Kendimi yorduğumu ve bunu benim yaptığımı görmezden gelmiyorum. Bir şeyleri üstlenmede gönüllü olmayı bırakmalıyım, bunu ilk kez kabul ediyor, bırakmayı seçiyorum. Kendim ve diğerleri için...
Eğer bu yazı sana bir şey hissettirdiyse, benzer yazıları ve düşüncelerimi Instagram’da paylaşıyorum 🌿

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder