![]() |
| İçimdeki Tekrar |
Buzikamilmüdür: Her Şeyin Başladığı Yer
Küçüklük lakabımdan bahsetmek istiyorum sizlere: “Buzikamilmüdür.”
Lakabın hikayesi ise bir gezi sırasında mola verdiğimiz
petrol ofisine ait mini hayvanat bahçesinden geliyor. Kafeste duran iki maymun:
Buzi ve Kamil.
Dişlek, tüylü ve biraz da o zamanlar anlam veremediğimiz alışkanlıkları
olan bir çocukken arkadaşlarım tarafından o maymunlara benzetilerek almıştım bu
lakabı. “Müdür” kısmının eklenmesi ise bana kalsın.
O zamanlar bilemediğimiz alışkanlıksa ellerimin devamlı
saçlarımda olmasıydı.
Saçlarımın bazılarının pürtüklü olduğunu fark ettim ve bunun
sadece bana özel bir şey olduğunu sanıyordum. Sonra o pürtüklü saçları
ayıklamaya, tek tek koparmaya başladım. Bu süreç 2008 yıllarına denk geliyor. Davranışın
yoğunlaşması ise bana yöneltilen herhangi soruyla artıyordu.
2008'de “Seviye Belirleme Sınavı” adıyla yeni bir sistem gelmişti. Artık liseye geçmek için 6,7 ve 8. sınıflarda sınavlara tabi tutulacaktık.12 yaşındaki çocukların üstüne çöken kaygı ve baskının farklı şekillerde ortaya çıktığını bugün daha iyi anlayabiliyorum. Sadece buna bağlı olduğunu düşünmesem de bunun tetikleyici etkenlerden biri olduğunu biliyorum. İlk kez kendimde keşfettiğimi sandığım saçlarımı yolmak literatürde ise yerini almıştı.
Bir Alışkanlığın Adını Öğrenmek
Yıllar sonra tanışacağım o kelimenin adı: trikotilomaniydi.
Sizleri de tanıştırmak isterim, merhaba deme vakti geldi. Yunanca kökenli bu
kelime; thrix yani saç/kıl, tillein: yolmak ve mania: delilik kelimelerinin
birleşiminden oluşturulmuş. Fransız olan dermatolog Francois Henri Hallopeau,
saçlarını tutamlar halinde çeken genç bir adamın durumunu 1889 yılında bu
kelimeyle tanımlamıştır.
İnternette araştırdıkça akademik çalışmalara da rastladım. Başlangıç
yaşının değişkenlik göstermesiyle birlikte çoğunlukla çocukluk ve ergenlik dönemine
denk geldiği yetişkinlik de devam ettiği yer alıyor. Bir tez çalışmasında
ortalama başlangıç yaşının 10-13 yaşlarında olduğunu ve duygu düzenlemede
problemler yaşamaya bağlı ortaya çıktığı yer alıyordu. Belirtilen yaş aralığı benim
hikayeme de uyuyor.
Neden olduğunu tam bilmeden ve neyin tetiklediğini
bilmeksizin evin farklı yerlerine bıraktığım saç yumakları önce annemin ve
ablamın dikkatini çekmişti. Babamın ilk dikkatini çekişi ise 6. Sınıfta
dershanede girdiğim bir deneme sınavında olmuştu. Üç soruyu çözüp sonrasında
transa geçer gibi geri kalan sürede sadece saç yolmuş, sonunda rehber hocasının
babamı çağırdığı bir güne dönüşmüştü o sınav. Dikkat çekici bir alışkanlık gibi
göründü ama bozukluk olduğu düşünülmemişti.
Çok odaklandığımda, korktuğumda, sıkıldığımda ya da düşüncelere
daldığımda ellerim hipnotize olmuş gibi saçlarıma gidiyordu. Kuzenlerimle
televizyon izlerken saçlarımın birbirinden farklı olduğunu söylüyor, pürtüklü telleri
ilginç bir şey olarak gösteriyordum. Onların şaşkınlıklarını bugün hale hatırlıyorum.
12 yaşında başladığım süreç, 30 yaşıma yaklaşırken bile devam
ediyor ve bilin bakalım ben hala ne ile mücadele ediyorum. Trikotilomani…
Gizlemek, Kontrol Etmek, Yorulmak
Ve yıllarca beni bırakması için olan çabalarımdan… 18 yıldır
aralıksız yaptığım bu dürtüsel bozukluğu fark etmek ve durdurabilmek için
çeşitli uğraşlarım oldu. Kendi deneyimleriniz varsa paylaşmanızdan büyük
mutluluk duyarım belki işine yarayacak kişilere ulaşır. Benim hikayemde ise o
zamana denk gelmesiyle birlikte iyi bir lise kazanabilmek için en tabi
saçlarıma şapka, bandana, baş örtüsü takmakla başlayan önlemler aldım. Bir
diğer önlem ellerimi oyalamak için yeni uğraşlar koymaktı. Mesela kalem
çevirmek, ojelerini kazımak ya da eldiven takmak… Bazen birkaç saatlik olsa
dahi gerçekten işe yarıyorlardı.
Ancak elimin sürekli başımda olması, sosyal çevremin dikkatini
çeken ve beni rahatsız eden bir hale geldi. Zamanla bu durum, beni gözleyenlerin
toplum içinde dikkat çekmeden yaptıkları küçük uyarılarla anlık engellemelerine
dönüştü. Artık alışkanlıktan kurtulmaya çalışmaktan çok, onu gizlemenin
yollarını arıyordum. Kollarımın havada kalması dikkat çekmesin diye çözüm
üretmeye, yolduğum saçları nasıl saklayacağımı düşünmeye, kimse fark etmeden saç
yolabilmek için alternatif yollar kurmaya başladım.
Saç derimde oluşan kabuklar ve baş ağrımla bir yön bulmalıydım çünkü kendimden
bu davranışı uzaklaştıramıyordum. Zamanla belli anlarda kendimi kontrol
edebilme becerisi de gelişiyordu. Az da olsa durdurabildiğim zamanlar oluyordu.
O kadar uzun bir süre bu hastalık benimle ki çok iyi tanışmıştık. Terapi deneyimleri,
ilaç kullanımları ve okumalarla kontrol ettiğim ve beni yormayacak bir noktaya
geldi.
![]() |
| Aynı Ben, Başka Zamanlar |
Sanırım tamamen hayatımdan gideceğine inandığım üniversite
sürecinde bedenimin, fikirlerimi desteklemesi için saçlarımı 3 numaraya vurdum.
Evde arkadaşımın saçlarımı kazımasıyla bir başka aşamaya geçiyordum. Kendiyle
derdi olan ama belli etmemeye çalışan benim için zor bir karardı. Ne kadar kendimi
tebrik etmemiş olsam da meydan okumalarımla birçok şeyi aştığımı düşünüyorum. Oldukça
heyecan verici bu süreç saçlarımın benden uzaklaştırmakla çözümlenmeyeceğini
anlamam 4 ayımı aldı. Saçlarımın -biraz- uzamasıyla ellerim yine kafamdaydı.
Saçlarımın gitmesi bazı şeyleri kolaylaştırıyordu belki ama
trikotilomani yalnızca saçtan ibaret değildi. Duygularımla, kaygılarımla,
düşünme biçimimle ve stresle kurduğum ilişkiyle iç içe geçmiş bir yere
dönüşmüştü. Duygu durumlarımla bu kadar entegre bir şeyi sahiplenmiş olmak ve
dışarıdan fark ediliyor olması da beni sinirlendiriyordu artık. İnsan iç
dünyasını neden ifşalasın ki…
Çözülmeyen Düğüm
Uzun süre hayatımdaki “şeyler” düzeldiğinde bunun da
geçeceğine inandım.
Ailemle iyi anlaşırsam, zayıflarsam, derslerimi geçersem,
güzel bir ilişkim olursa, daha mutlu hissedersem, kendimi başarılı görürsem…
Sanki hayatımdaki bütün aksaklıklar birbirine bağlıydı ve biri çözülürse
diğerleri de çözülecekti.
Sizlerin de tahmin edeceği üzere öyle olmadı. Aksaklık
olarak gördüğüm bazı şeyleri halletmiş olsam da değişiklik olmadı. Bu dürtüyle (saç
yolmak) hareket etmeyi ve beni ele geçirmeden hayatımı kurmaya devam etmeye
başladım. Lisanstan mezun oldum, yüksek lisansa başladım, mezun oldum. İşe
başladım, işten ayrıldım. Tamamen iyileşmeyi beklemeden devam etmeyi öğrendim. Mücadele
etmenin yorgunluğu ise benimleydi.
Mücadeleden Kabule: ACT ile Tanışmam
Rastlantı sonucu bir psikoloğun moderatörlüğünü yaptığı bir kitap okuma grubuna katıldım. Russ Harris’in yazdığı Mutluluk Tuzağı kitabı ACT (Kabul ve Kararlılık Terapisi) tekniğini akademik bir dil yerine günlük hayattaki örneklerle anlayacağımız şekilde, pratikleri uygulayabileceğimiz şekilde anlatıyordu. İnanmayarak ve herhangi bir fayda sağlamayacağını düşünerek okumaya başladım. Düşüncelerin sadece düşünce olduğunu, düşüncelerle savaşmamayı, duygulara alan açmayı, her düşünceye inanmak ya da onu susturmak içim mücadele etmeden de yaşayabileceğimizden bahsediyordu.
![]() |
| Döngü |
Genelde saç yolma isteği gelirdi, bu istekle savaşır, daha
çok gerilirdim. Kontrolümü kaybedip sadece bir tane diyerek saç yoluyor kendimi
kandırıp saç yolmanın devamı gelince de suçluluk ve utanma duygusunun yoğunluğu
altında ezilip daha artan bir gerilimle baş başa kalıyordum ve bu döngü hep
devam ediyordu. Kabul ve kararlılık tekniği ile tanışınca neden denemeyeyim ki
dedim. Anladığım kadarıyla yaptığım pratiklerden bahsedeceğim. Hala bu tekniği
öğrenmeye ve farklı şekillerde uygulamaya çalışıyorum.
Kabul ve kararlılık terapisinin hedefi; düşünceleri,
duyguları ve dürtüleri kontrol etmeye çalışmak, onları yok etmeyi hedeflemek yerine
onları kabullenmeyi, şimdiki ana odaklanmayı ve değerlerimiz doğrultusunda
kararlı adımlarla zihin rahatlamasını sağlamak yani psikolojik esneklik kazanmayı
amaçlayan farkındalık temelli terapidir. Çapa atma metodu, kancadan kurtulma ve
birçok birbirine besleyen diğer pratikleri denemenizi tavsiye ederek sürecime
anlatmaya başlıyorum.
Saç Yolma Anında Uyguladığım 7 Adım
Sizleri saç yolma dürtümün geldiği bir ana götürüyorum.
Akşam bir metin yazarken duraksadığım bir anda ellerim otomatik şekilde
saçlarıma gidiyor.
Zihnim başlıyor.
Yine başladı, kesin yapacağım, neden düzelemiyorum, dayanamıyorum, şu hissin gitmesi gerek.
ACT, burada önce mücadeleyi fark ettirmeye çalışıyor.
1. O anı fark etmek- Şu an tam olarak ne oluyor?
Bedenimde ne hissediyorum? Gergin miyim?
Sıkılmış mı hissediyorum? Kaygı mı? Baskı mı?
Burada amaç: otomatik pilottan çıkmak.
“Şu an elim yine saçıma gidiyor.”
Bunu diyebilmek için bile çabaladım. Bazen diyemeden saç yolmaya başladığım çok anım oldu.
2. İçindeki hissi isimlendirmek- Şu an zihnim bana ne anlatıyor?
Metni tamamlayamayacağımı düşünüyorum.
Yeteri kadar edebi ve bilgili değilim. Yazıyı okuyanlar yetersizliğimi görecek,
yargılayacaklar.
“İçimde huzursuzluk var”
“Başarısızlık hissi var”
“Zihnim rahatlamak istiyor”
“Bir tel çekince rahatlayacağım”
Burada ACT şunu öğretmeye çalışıyor.
His düşman değil, his geçici bir deneyim.
ACT, düşünceyi gerçek ilan etmek yerine zihnim şu an bana bunu söylüyor.
3. Dürtüyü emir gibi görmemek- Şu an neyi kontrol etmeye çalışıyorum?
ACT’in önemli kısımlarından çünkü zihnimiz
şöyle hissettirebilir:
“Şimdi yapmazsam rahatlayamam.”
Çoğu zaman kaygıyı, huzursuzluğu, boşluğu,
sıkışmayı, rahatsız olduğumuz herhangi bir durumu yok etmeye çalışıyoruz.
ACT bazen “Bu hissi yok etmeye çalıştıkça
daha mı büyüyor?” ya da
şöyle de bakabilmemizi sağlıyor.
“Şu an güçlü bir dürtü hissediyorum.”
“Ama dürtü olmak zorunda olduğum şey değil.”
Yani
Dürtü, saç yolma zorunluluğu değil.
4. “Kabul”
Kabul, rahatlamak için saçımı yolayım
değil.
“Şu an bu dürtü burada.”
“Bunu hissetmek istemiyorum ama şu an var.”
“Bu his geçsin diye hemen hareket etmek
zorunda değilim.”
“Şu an bedenimde gerilim var.”
“Şu an zihnim saç yolmamı istiyor.”
Ve bunları hissettiğin için kendinle
savaşmayı biraz bırakmak.
ACT burada hissin varlığına alan açmaya çalışıyor.
5.Davranış ile dürtü arasına alan koymak
Mesela ben,
·
Nefesime odaklanmak,
·
Ellerimi incelemek,
·
Yanımda olan kişiye dürtünün geldiğini haber
vermek,
·
1-2 dk geçmesine izin vermek
· Dürtünün dalga gibi yükselip azalacağını bilmek
ACT buna “bilinçli farkındalık” benzeri yaklaşıyor. Dürtü sonsuza kadar aynı şiddette kalmaz. Dürtüyü fark etmek-gözlemlemek dürtülerinizi yönetmenize yardımcı olabilir.
![]() |
| Dürtünün Ritmi |
6. Değer kısmı
ACT’in sadece “Yapma, yapma, yapma.”
demiyor.
Şunu soruyor:
“Şu an nasıl biri olmak istiyorum?”
“Bu dürtüyle savaşırken hayatım küçülüyor
mu?”
“Tüm hayatım “yolmamayı başarma” ekseni
etrafında mı dönmeli?”
“Saç yolma tamamen hiç yok olmasa bile
nasıl bir hayat yaşamak isterdim?”
Mesela
Kendine şefkatli biri mi?
Bedenime daha az zarar veren biri mi?
Korksa da yaşamaya devam eden biri mi?
Üreten/yazan, gerçek bağ kurmaktan
çekinmeyen biri mi?
Çünkü ACT göre değişim kendine savaş
açmaktan değil, kendinle farklı ilişki kurmaktan geçiyor.
“Dürtü varken de bu değerlere doğru minicik adım atabilir miyim?”
7. Yeniden farkındalığa dönmek
Ve ACT’in en iyi hissettiren tarafı ise
Bir gün yolarsam bile:
“Mahvoldum.”
“Hiç düzelmeyeceğim.”
“Yine başaramadım.”
yerine,
şunu çalışmaya devam etmek:
“Tamam, bugün zorlandım.”
“Ama yine fark edebilirim.”
“Yine seçim alanı yaratabilirim.”
Çünkü ACT mükemmel kontrol peşinde değil
psikolojik esneklik peşinde.
Saç yolmak gibi dürtüsel bozuklukta tamamen
yok etmeye çalışmak yerine otomatikleşmeyi kırmak, farklı bir ilişki kurmak ACT
tekniğinin temelini oluşturuyor.
Bugün Geldiğim Yer
Dürtü geldiğinde yaptığım iç konuşma
Tamam… dürtü geldi, bedenimde yoğun bir
gerilim var. Zihnim rahatlamak için saç yolmayı öneriyor, bu hissi sevmiyorum
ama şu an burada.
Bu his geçmeden de seçim yapabilirim. Şu an
nasıl biri olmak istiyorum?
Sonra
Elimi saçımdan çekmek, ellerime odaklanıp o
hisle birkaç dakika kalmak veya ortam değiştirmeyi denemek ACT açısından
“başarı” olabilir.
Amaç: hiçbir dürtü hissetmemek değil, dürtü
geldiğinde otomatik davranışın biraz dışına çıkabilmek. Ve çok önemli bir ACT
bakışı şu: İyileşme bazen dürtünün tamamen yok olması değil, dürtüyle ilişkinin
değişmesidir.
Bu yüzden ACT yaklaşımı özellikle:
· utanç döngüsü, kontrol savaşı, “bir daha asla yapmamalıyım” baskısı, kendine öfke gibi duyguları çok güçlü hisseden kişilerde bazen farklı bir nefes alanı açabiliyor. Bana öyle oldu. Pratikleri uygulayarak bu dürtüden kurtulacaksınız çünkü ben kurtuldum demek isterdim ama hayır. Dürtümle ilişkim değişti.
![]() |
| Yeniden Başlamak |
Bu yazıyı yazarken bana eşlik eden müziklere ve gözlerimde
beliren ağırlığa rağmen yazıyı bitirmiş tamamlamış olmak çok iyi hissettiriyor.
Yazıyı yazarken gelen tüm düşünceleri kabul edip gelip gitmesine izin verdiğim
için kancalara takılmadığım için kendimi tebrik ediyorum.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder