İzleyiciler

Vejetaryenlık Beni Yalnızlaştırdı Mı? | Kişisel Bir Deneyim

Uyum mu, duruş mu? 

Bu konunun ilk tohumlarını Vejetaryen Olma Sürecim | İlk Ne Zaman Vejetaryen oldum? yazısında bahsetmiştim. Çünkü mesele sadece ne yediğim değildi. Kendimi değerli hissetmek ve  görülmekti de.

Çocukluk anılarımızdan bize kalan pek çok travmayla mücadele ediyoruz.

Ben de…

Bazen uyum sağlamak için fark etmeden ödünler veriyoruz. Üniversitedeyken sevilen, iyi, düşünceli kız hatta bir yere gidilecekse akla gelen, davet edilen var olmak için çaba sarfetmeden düşünülen kişi olmak istedim.

Toplumda direkt kabul görülmeyecek bir beslenme biçimini hayatıma alırken de elbet dikkat etmem gereken şeyler vardı. Bu yüzden köfte ekmek, kokoreç yenilecekse ya da kıymalı börek alınacaksa “ben gelmiyorum” demiyordum.

“Ben yemiyorum, ama size eşlik ederim” diyordum. Aslında bu cümle iki anlama geliyordu. Sizle olmak istiyorum ve kendimden tamamen vazgeçmekte istemiyorum.

Ortamlara kabulümü, kendi içimde netleştiriyordum. Böylece geri çekilmiyordum. Yani yalnız kalmamak için kendimden neler verebileceğimi görmüş oldum.

Gittiğimiz mekanlarda menüye herkesten uzun bakmak… Sana göre bişi yok amalar da -bir şey olmaz diyerek aç kalmayı normalleştirmek... “Ben salata alabilirimlerle" durumu idare etmek ya da çözüm önerisi olarak sunmak...

O uyum beni onların yanında tutuyordu. Yalnız kalmadım. Görüldüm, değer verildi ama bir şey eksikti. 

Vejetaryenlik sürecinde uyum ve duruş arasında kalan bir kadının illüstrasyonu


Kendimi ertelemek, ihtiyaçlarımı görmezden gelmek... Başkaları beni dışlamadan önce aslında kendimi değersizleştirdiğimi fark ettim. Çünkü gerçek kabul, ne başkalarına kendini saklamakla ne de kendinden kaçmakla oluyor. Gerçek kabul, kendini görünür kılabildiğinde başlıyor.

Başka vejetaryen olan arkadaşlarım  belki daha net bir duruş sergilemişlerdir. Ben cesaret etmekte zorlandım. Kabul görme ihtiyacım, seçtiğim yaşam biçiminin önüne geçiyordu. Sonra bir şeyler değişti. Kendim için alan açmaya başladığımda kimsenin beni itmediğini, reddetmediğini fark ettim sadece ben reddedilecekmişim gibi davranıyordum. Ben kendimi netleştirdikçe ilişkilerim de netleşti. Zamanla o arkadaş grubunun sözde verdiği değer, yerini gerçek bir değere bırakmaya başladı.

Benim onlara alan açmamla birlikte bir noktadan sonra, arkadaş grubum mekan seçimlerinde beni önceliklendirmeyi beni benden daha çok düşünmeye başladılar. 

Ev buluşmalarında seçenekler çoğaldı. Toplu bir gezi yapılacaksa sen ne yiyebilirsin? sorusunun yerini yiyeceklerimi -çıkınımı- hazırlamak dahi yapıldı.

Bu süreç için şunu rahatlıkla söyleyebilirim; karşılıklı özveriyle, sevgiyle inşa edildi.  

Arkadaşlarım hala hayatımdalar hatta bazıları vejetaryen oldular.

Demiştim ya tam bu sürecin sanıldığı kadar azımsanacak bir şey olmadığını bilmenizi isterim.

Deneyimim, kimlik inşasının ilk adımlarından sadece biriydi.

Eğer bu yazı sana bir şey hissettirdiyse, benzer yazıları ve düşüncelerimi Instagram’da paylaşıyorum 🌿

@vegfootprints

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Trikotilomani ile Yaşamayı Öğrenmek

İçimdeki Tekrar Buzikamilmüdür: Her Şeyin Başladığı Yer Küçüklük lakabımdan bahsetmek istiyorum sizlere: “Buzikamilmüdür.” Lakabın hikayes...